İştahımızı etkileyen hormonlar ve bu hormonları dengeleme yolları
31 Mayıs


Diyetisyen Kontrolünde Sağlıklı Beslenme

İştahımızı etkileyen hormonlar ve bu hormonları dengeleme yolları

Çoğumuz “daha az yemek yeme, daha fazla egzersiz yapma” gibi basit bir matematiksel işlem ile kilo kaybı olduğunu düşünüyor. Ancak aynı kavramı vücudumuza uyguladığımızda, işler oldukça karmaşık hale geliyor.

Bazılarımız ne kadar çok beslenmesine dikkat etse ve egzersiz yapsa dahi kilo vermeyi başaramaz veya kilo alımını durduramaz. Aslında beslenme ve egzersiz kilo verme denkleminin yalnızca bir parçası, diğer parçası ise hormonlarımızı dengelemektir. Vücudumuzda iştahımızı kontrol eden hormonlar uyumlu çalışırsa birbirlerini dengeler ve kan şekeri dengesini korurlar. Bu yüzden kendimizi daha fazla aç hissetmeyiz ve vücudumuzun düzenli işleyişi için gerekli olan besinden fazlasını tüketmeyiz. Eğer iştah hormonlarımız düzgün çalışmazsa beynimiz ve midemiz arasındaki bağlantı kopar. Bu da bizi aç olmadığımız halde aç olduğumuza inandırır. Böylelikle kendimizi karşı konulması çok zor hale gelen açlık krizlerine ve yağ depolama sürecine sürükleriz.

Peki, iştah hormonları açlığımızı ve kilomuzu nasıl etkiliyor?

İştahımızın “off” düğmesi: Leptin

Leptin, beynimize “ben tokum” sinyalini gönderen hormondur. Yani, doyduğumuz zaman yağ hücrelerimiz leptin salgılayarak beynimize yemeyi bırakmamızı söyler. Leptin acıkıp acıkmayacağımıza, yağ yakılması veya yağ depolanması gerektiğine karar verir. Yağ hücrelerimizde depolanan ve üretilen leptin hormonun miktarı, vücut yağ depolarımızla orantılıdır. Ancak araştırmalar, yağ miktarının artması ile leptin seviyelerinin yükselmesine rağmen obez bireylerin aşırı yemeğe devam ettiklerini ve enerji harcamalarını artırmadığını göstermiştir. Kısacası kilolu bireylerde leptin seviyeleri yükselse bile sinyalini göndermemeye başlar ve leptin direnci ortaya çıkar. Böylelikle tokluk hissi sağlanamaz ve sürekli bir yeme isteğine neden olur.

İştahımızın “on” düğmesi: Ghrelin

Ghrelin, beynimize “ben açım” sinyalini gönderen hormondur. Yani midemiz boş olduğu zaman mide tarafından salgılanır ve bize bir şeyler yememiz gerektiği mesajını gönderir. Vücudumuzdaki ghrelin seviyeleri yemek yedikten sonra açlığın ne kadar çabuk ilerlediğini gösterir. Ghrelin düzeyleri yemekten önce yükselmekte ve besin alımından sonra yaklaşık 3 saat içerisinde düşmektedir. Hızlı veya çok düşük kalorili diyetler uyguladığımız zaman aç kalan vücudumuz iştahımızı artırmak için ghrelin salgılar. Böylelikle hormonlara karşı direnemeyen iştahımız kontrolden çıkar ve bel ölçümüz tamamen değişir. Leptin ve ghrelin arasındaki denge bozulursa sürekli atıştırma isteğimiz, tokluk hissimiz, keyif verici yiyeceklere karşı koyma gücümüz ve vücudumuzdaki yağ miktarımız kontrolden çıkacaktır. Dengeyi sağlamanın yolu ise doğru beslenmeye ek olarak egzersiz ve uyku düzeni oluşturmaktır.

İştah hormonlarını dengeleme yolları

 

Diyetisyen Merve Ölmez


 





SIK SORULAN SORULAR

Sağlıklı kilo kaybının haftada 0,5-1kg arasında olması gerektiği Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisidir. Obez ve morbidobez bireylerin kilo veriş hızı daha fazla olmaktadır. Ancak aylık 6 kg üzerindeki ağırlık kaybı sağlık sıkıntılarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

 

Fazla kilolarınızı uzun bir sürede aldığınız halde kısa sürede kilo kaybı yaşamaya çalışmamalısınız. Unutulmamalıdır ki, sağlıksız ve hızlı kilo kaybı sonucunda kiloların geri alınması kaçınılmazdır.

Diyet yaparken dengeli besin içeriği oluşturulmamış, farklı besin çeşitliliği sağlanmayan, enerji miktarını çok kısıtlayan diyetler bedeni inceltmekten ziyade kas kaybı ve en çok da yüzün çökmesi ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle bu yanlışlara düşmemek gerekir.

Sağlıklı kilo vermek ve verilen kiloları geri almamak için diyetinizde ekmeğe yer vermeniz gerekiyor. İştah kontrolü sağlamak, bel çevresindeki yağlardan daha çabuk kurtulmak ve tatlıya karşı isteğin azaltılması için her öğün 1-2 dilim tahıllı ekmeklerin tüketilmesi gereklidir.

 

Metabolizmanın hızlı çalışması ve sağlıklı kilo kaybının sağlanabilmesi için azar azar sık sık yemek gerekmektedir. Uzun süren açlıklarda metabolizma yavaşladığı gibi vücut tüketilen besinleri depo etmeye yönelecektir.

Yetişkin bir bireyin günlük 10-12 su bardağı (yaklaşık 2litre) su içmesi gerekmektedir. Vücutta kan dolaşımının düzenli sağlanabilmesi ve metabolizmanın hızlı çalışması için bu miktarın altında tüketilmemesi önerilmektedir.

Öncelikle uyguladığınız diyet programı bir uzman diyetisyen tarafından size uygun şekilde hazırlanmış olmalıdır. Fakat bunun yanında gün içerisinde bol su tüketerek ve spor yaparak vücudunuza enerji sağlayabilirsiniz.




Uzmana Danışın



İLETİŞİM

8229/1 Sk. Ece Sitesi A Blok 21/C Ataşehir / İzmir
(Kent Hastanesi Çaprazı - İztik Karşısı)

0 533 030 61 050 232 329 19 000 232 329 19 35

bilgi@dermaestetik.com.tr




Uzmana Danışın

Uzmana Danışın

gonet parma